Türkiye Kamu-Sen

İl Temsilciliklerimizin Dikkatine

Acımızı anlatmaya kelimeler yetmiyor. Öfkemiz çığ gibi.

 

Ama devletimizin bekası, milletimizin birliği için gözyaşlarımızı içimize akıtıyor, acımızı içimize gömüyoruz.

 

Dik duracağız. Birlik ve beraberliğimizi bozmayacağız, metanetimizi koruyacağız.

 

Öncelikle terörü, teröristi, destekçilerini ve milletimizin yaşama hakkı gasp edilirken susanları nefretle lanetliyoruz.

 

Ancak, terör belasının bu boyutlara gelmesinde etkili olan olayları da görmezden gelemeyiz.

 

Yıllardır terörle mücadelede yanlış yol ve yöntem izlendiğini haykırdık.

 

Terör sorununun, Kürt sorunu olarak tanımlanmasıyla başlayan, açılım safsatasıyla devam eden süreçte, Türk Hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen Habur Olayı, yapılan hataların üzerine adeta tüy dikti.

 

Yüreğimizi yakan son saldırıların tam da Habur faciasının ikinci yılına denk gelmesi manidar.

 

Habur’un mimarları acaba mesajı aldılar mı?

 

Yetkililerin “terör hep vardı” diye kendilerini savunacaklarını çok iyi biliyoruz.

 

Milletimizin bir kısmının buna inanacağını da görüyoruz.

 

Biz de “hayır; terör hep yoktu. Asılsız demeçlerinizle, verdiğiniz tavizlerle, mücadeleden vazgeçip, müzakereye soyunarak teröriste cesaret verdiniz. Milleti teröriste karşı savunmasız bıraktınız ve terörü siz hortlattınız.” diyoruz.

 

“Terör vardı” diyenler: 2000’de 29, 2001’de 20, 2002’de 7 şehit verdik.

 

Ne zaman ki, teröre “Kürt sorunu” dendi ve teröristler siyasi alanda muhatap buldu, şehit sayısı 2003’te 31’e, 2004’te 75’e 2005’te 105’e çıktı. Bu süreçte şehit sayımız bini aştı.

 

Görmüyor musunuz?

 

Ey bu ülkeyi yönetenler!  Yanlış yoldasınız.

 

Avrupa Birliği’ne taviz vermeyin, ABD’ye taviz vermeyin,

 

Büyük Ortadoğu Projesi’ne piyon olup, Füze kalkanı kurdurup, İsrail’e taviz vermeyin,

 

Suça taviz vermeyin, suçluya taviz vermeyin,

 

Destekçiye, yardakçıya, şakşakçıya taviz vermeyin!

 

Türkiye Cumhuriyeti ile ve Türk milleti ile hesabı olanlar dört bir koldan saldırıyor.

 

Bu devlet, bizim en değerli varlığımız. Sahip çıkın, başka Türkiye yok!

 

Görmüyor musunuz?

 

Biri İmralı’dan tehditler savuruyor, biri Kandil’de kanlı hesaplar yapıyor, biri dost görünüp arkamızdan vuruyor,

 

Görmüyor musunuz?

 

Ancak öfkemiz ve acımız gözlerimizi kör etmesin; bin yıllık kardeşliğimize gölge düşmesin.

 

İntikam duygusuyla hareket etmeyin.

 

Ustalık döneminiz gözlerinizi kör etmesin! Kısa süreli harekâtlarla işi geçiştirip, “misliyle cevap verilecek” deyip, gündem değişince yeniden teröristle müzakereye oturmayın.

 

Bu büyük milleti, açılımlarda boğmayın!

 

Terörle mücadele, uzun soluklu, kararlı ve etkili olacak. Suçlu cezasını çekecek, yaptığının karşılığını alacak, belasını bulacak!

 

Acımız büyük. Gözyaşlarımız sel olmuş; ocaklara düşen ateş, yüreklerimizi dağlıyor. Türkiye’nin her karış toprağı, analarla bir olmuş, ağlıyor.

 

Analarımız, şehitlerimizin anneleri!

 

Onlar, kendilerini görecek bir göz, çığlıklarını duyacak bir kulak, acılarını dindirecek bir teselli arıyorlar.

 

“Vurulan prangaları kırıp parçalayacak, hainlerin üzerine Türk’ün demir yumruğunu indirecek bir yiğit yok mu? Nasıl oluyor da teröristler dağlarda, şehirlerde ellerini kollarını sallayarak çocuklarımızı katlediyor? Nerede insan hakları savunucuları, analar ağlamasın diye dağlara canlı kalkan olmaya gidenler nerde? Özgürlük savunucuları, benim yavrumun yaşama özgürlüğünü neden savunmuyor? Yok mu irade gösterecek, terörün kökünü kazıyacak, yüreklerimizi ferahlatacak biri?” diye haykırıyorlar.

 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş şehitlerin anneleri! Acılarınızı dindiriniz, gözyaşlarınızı siliniz. Çünkü bu vatanın her karışında, alınan her nefeste, sizin yetiştirdiğiniz evlatlarınızın hakkı vardır. Göğsünüzü gere gere bu vatan bizim deyiniz.

 

Siz bu vatana bir evlat kurban ettiniz; şimdi kalbimizde en eşsiz yerlerdesiniz.

 

Şehitlerimizin annaları, annelerimiz! Siz yavrularınızı 9 ay karnınızda, yıllarca sinenizde taşıdınız; bizler de onları bir ömür yüreklerimizde taşıyacağız.

 

Ey şehitler! Annelerinin koynundan, vatanın bağrına yol alan kutlu yolcular! Apaçık diri olan ama bizim göremediğimiz cennetin çocukları; sakın endişelenmeyiniz.

 

Emanetiniz emanetimiz; anneleriniz artık bizim annelerimizdir. Gözünüz arkada kalmasın; ruhlarınız şad, mekânınız cennet olsun.