14 AĞUSTOS 2013 EYLEM BASIN AÇIKLAMASI

TÜRKİYE KAMU-SEN İL TEMSİLCİLERİ 14 AĞUSTOS 2013 TARİHİNDE AŞAĞIDAKİ AÇIKLAMAYI YAPACAKLARDIR.

İL TEMSİLCİLERİMİZİN DİKKATİNE SUNARIZ....

 

Değerli basın mensupları;

Memurlar, emekliler ve aileleriyle birlikte 20 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren toplu sözleşme süreci mahkûm konfederasyonun attığı imza sonucu başlamadan bitmiştir.

Bu Konfederasyon, Hükümetle kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlıkların ardından memurlarımız ve emeklilere hiçbir fayda sağlamayan bir anlaşmaya imza atmıştır.

Bugün memurlarımız toplu sözleşme görüşmelerinin neden 2 oturumda bitirildiğini ve daha önümüzde 23 gün gibi uzun bir süre varken, yüz yüze oldukları yüzlerce sorununun neden konuşulmadığını merak etmektedir.

Malum Konfederasyon ve Hükümet iş birliği neticesinde memurlar, adeta daha maça çıkmadan hükmen mağlup olmuşlardır.

Bu ortaklar, heyet üyelerinden kaçarak, kapalı kapılar ardında bir araya gelmişler ve 4688 sayılı Kanuna aykırı olarak, Kamu Görevlileri heyetinden gizli bir pazarlık gerçekleştirmişlerdir.

Bilinmelidir ki, Türkiye Kamu-Sen toplu sözleşme masasına Faruk Çelik’in inayeti ile oturmamıştır.

4688 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine dayanarak ve tam 445 bin üyesinden aldığı güç ve yetki ile masadaki yerini almıştır.

Kanunun 29. maddesi, toplu sözleşmede en çok üyeye sahip ilk üç konfederasyonun taraf olarak pazarlık yapmasını hükme bağlamıştır.  

Buna göre Türkiye Kamu-Sen toplu sözleşme görüşmelerinde Kanundan doğan bir hak olarak başından sonuna kadar bulunma ve pazarlık yapma hakkına sahiptir.  Buna rağmen 2013 Toplu sözleşmelerinde hem gayri hukuki hem de gayri ahlaki bir tutum sergilenmiş ve bu tutuma Bakan Faruk Çelik de çanak tutmuştur.

Türkiye Kamu-Sen’in etkisinden ve gölgesinden korkanlar, Türkiye Kamu-Sen’den habersiz, memurları masada yalnız bırakmanın yollarını aramışlar ve sonunda bugün karşı karşıya kaldığımız tarihi hezimet ortaya çıkmıştır.

Sonuçta hukukun ve ahlaki değerlerin ayaklar altına alındığı bir toplu sözleşme süreci, müzakere edilecek yüzlerce konuya, memurların çözüm bekleyen onlarca sorununa rağmen üstelik yasal süresinden tam 23 gün önce,  bütün Türkiye’nin gözleri önünde oynanan bir çadır tiyatrosuyla son bulmuştur. 

Memurlara müjde olarak sunulan maaş artışı, 2014 yılının tamamı için net, yaklaşık olarak 123 TL’ye denk gelmektedir.

Üstelik bu artış, bütün bir yıl boyunca geçerli olacak, memur 2014 yılında enflasyon yüksek çıksa dahi fark alamayacaktır.

Bugün itibarı ile aile yardımı ve çocuk parası hariç ortalama memur maaşının 2001 TL olduğu düşünüldüğünde 2014 yılında memurlara reva görülen maaş zammının %6 olduğu görülmektedir.

1 gün önce %3+3 zam, meydanları işaret etmektedir diye kabadayılık yapanları, hangi güç ya da güçler aile yardımı da dahil edildiğinde ortalama %5,2’ye denk gelen zamma imza atmaya ikna etmiştir?

Vatandaşa tarihi başarı denilerek yutturulmaya çalışılan toplu sözleşmede memurları unutanlar, ne kadar reklam yaparlarsa yapsınlar, toplu sözleşmeleri özürlüdür ve kamu görevlileri 2014 yılında;

Enflasyon farkının YÜZDE SIFIR olmasının;

Ek ders ücretlerine YÜZDE SIFIR, Ek Ödemelere YÜZDE SIFIR, Aile yardımına YÜZDE SIFIR, Çocuk parasına YÜZDE SIFIR, Özel Hizmet Tazminatlarına YÜZDE SIFIR, Doğum ve ölüm yardımlarına YÜZDE SIFIR, Harcırahlara YÜZDE SIFIR, Fazla mesai ücretlerine YÜZDE SIFIR zammın ve

2015 yılının ise tamamen kayıp bir yıla dönüştürülerek %3 + %3 zamla geçiştirilmesinin hesabını mutlaka soracaklardır.

En son açıklanan rakamlara göre yıllık enflasyon %8,8’dir.

Hal böyle iken,  %6 maaş zammına imza atan Konfederasyonun Başkanının ve Bakanın kameralar karşısına geçip toplu sözleşmede tarihi başarıdan söz etmesi yüzsüzlükten başka bir şey değildir.

Değerli basın mensupları,

İmzalanan toplu sözleşme, tam anlamıyla bir hezimettir.

Bütün bunların ötesinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu sürecini de eklediğimizde önümüzde pazarlık yapılacak daha 23 gün varken, 2 gün içinde alel acele imza atılmıştır.  

Biz Türkiye Kamu-Sen ve memurlar olarak 2014 yılının Ocak ayında geçerli olacak bir zam pazarlığının yangından mal kaçırır gibi alelacele sonlandırılmasını asla kabul etmiyoruz.

Bu 23 gün içinde;

Hizmet kollarının sorunları,

Tüm ödemelerin emekli maaşına esas sayılması ve emekli ikramiyesindeki 30 yıllık sınırın kaldırılması,

Yardımcı Hizmetler Sınıfına dâhil personelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfına alınması ve ek gösterge sorunları,

Fazla mesailer, Ek dersler, Ek ödemeler, Görevde yükselme,

Başta 4/C’liler olmak üzere kadroya geçirilmeyen personelin durumu,

Sağlık çalışanlarının ve döner sermayeli kurumlarda çalışanların sorunları,

Vergi dilimlerindeki adaletsizlik,

KİT çalışanlarının sorunları,

Uzmanların sorunları gibi yüzlerce konu gündeme getirilip, tartışılıp, karara bağlanabilecekken daha 3. oturumun sonunda %6’lık maaş artışına “Evet” denilmesi, memuru masada satmaktır.

Bu sözleşmeyle memurun umutlarını 2016 yılına kadar söndürenler, 20 milyon kişinin de ahını almışlardır.

Kaldı ki, 2015 yılı için imza altına alınan %3+%3’lük artış, hangi gerçek sendikanın ve gerçek sendikacının kabul edebileceği bir maaş artışıdır?

Değerli basın mensupları;

Anlaşılan odur ki, memurlarımıza hiçbir yeni kazanım sağlamayan bu anlaşmaya karşı çıkmamızdan endişe edilmiş ve kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklarda, Türkiye Kamu-Sen masadan uzak tutulmak istenmiştir.

Bugüne kadar memurları enflasyona ezdirmediğini iddia eden Hükümet ve tarihi başarıdan söz edenler, böyle bir garabeti hangi gerekçeyle açıklayabilirler?

Toplu sözleşme heyetinden, masadan kaçırılarak, köşe bucak saklanıp imzalanan bir toplu sözleşmenin hukuka uygunluğu da tartışmalıdır.

Bizler biliyoruz ki, hukuka aykırı bir şekilde, toplu sözleşme masasının üyelerinden kaçırılan bu anlaşma yoluyla memurlarımız aldatılmıştır.

Asıl acı olan ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının da Türkiye Kamu-Sen’i masadan uzak tutmak amacıyla oynanan bu oyunun bir parçası olmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bakanı sıfatıyla tüm vatandaşlara, kurum ve kuruluşlara ve tüm sivil toplum örgütlerine eşit mesafede durmak zorunda olan bir kimsenin, herkesin bakanı olmak yerine bir kesimin bakanı olmaya soyunması yakışık almamıştır.

Sayın Faruk Çelik kanunların ülkemizdeki tüm vatandaşlara eşit ve adil ve uygulanması için Meclis’te yemin etmiştir.

Ettiği yemine sadık kalmayarak, gizli pazarlıklara taraf olarak, Kanunlara aykırı bir tutum içine girmesi tüm memurlarımızı derinden yaralamıştır.

Memurlarımız, Faruk Çelik’in tarafsızlığına olan güvenini kaybetmiştir.  

Buradan Sayın Bakana soruyoruz: 7 Ağustos günü, Memur-Sen ile Türkiye Kamu-Sen’den gizlenmesi gerekecek hangi pazarlıkları yürüttünüz?

Türkiye Kamu-Sen’in duymaması, bilmemesi gereken hangi konuları tartıştınız?

Gizli kapaklı pazarlıkları, kapalı kapılar ardındaki anlaşmaları ve 4688 sayılı Kanuna aykırı bu uygulamalarla memurları perişan edenleri kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

Türkiye Kamu-Sen olarak memurlar aleyhine yürütülen bu gizli pazarlığı, bu kirli oyunu protesto ediyor; memurlarımızı, emeklilerimizi aldatmaya yeltenenleri ve milyonlarca çalışanı masada satanları şiddetle ve nefretle kınıyoruz.

Bu toplu sözleşme, sendikacılık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

Bütün memurlar ve emekliler, bu kara lekenin mimarlarını asla unutmayacak ve mutlak surette bu rezaletin hesabını soracaktır.

Her şeye “Evet” demeyi alışkanlık haline getirip, pazarlık etmeden toplu sözleşmeyi bitiren sendikaları bir kez daha kınarken, Faruk Çelik’i de ayrımcı davranışlardan vazgeçmeye ve yalnızca bir kesimin değil, bütün sendikaların, bütün çalışanların ve bütün vatandaşların Bakanı olmaya davet ediyoruz.