Türkiye Kamu-Sen

2007 YILI TOPLU GÖRÜŞME TALEPLERİ

TALEPLERE İLİŞKİN STRATEJİ VE GEREKÇEMİZ

 
Kamuda çalışanların, 657 sayılı Kanunun 4/a, 4/b, 4/c maddesi çerçevesinde istihdam edilenler, 399 sayılı KHK’ye göre istihdam edilenler ve emekliler de dahil olmak üzere, kendileri ve ailelerinin insanca yaşamasına yetecek saygın ücrete kavuşturulması ve maaşlarının belli bir seviyenin altına inmemesi için, temel ücret uygulamasına geçilmelidir. 

Kamuda  personele ayrılan kaynağın yetersizliği; ücretlilerin ulusal gelirden aldığı payın da yıldan yıla azalmasına neden olmaktadır. Öyle ki; 1999 yılında personel harcamalarının GSMH’ya oranı % 8,83 iken; 2006 yılında % 7,43 dolayında gerçekleşmiştir. Bu da uzun süreden beri kamu çalışanlarının aylık ve ücretlerinde reel bir düşüş yaşanmasına yol açmıştır.

2007 yılı Haziran ayı rakamlarına göre çalışan tek kişinin açlık sınırı 859 YTL; çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı ise 1130 YTL’ye ulaşmış bulunmaktadır. Temmuz 2007 zamları ile birlikte (çalışan başına düşen ortalama aile yardımı ödentileri de dahil) ortalama memur maaşı 1007 YTL, en düşük dereceli memur maaşı ise 760 YTL’de kalmıştır.

Buna göre; kamuda çalışanların neredeyse 1/3’ü açlık sınırının altında maaş almaktadır. Belirlenecek olan ücret artışlarında öncelikli olarak;

a)    %28’i açlık sınırı altında ücret alan kamu görevlilerinin ücretlerinin,  kademeli olarak açlık sınırından yoksulluk sınırının üstüne çıkarılması hedeflenmelidir.

Bugün memurlarımızın %28,4’ü açlık sınırının altında, %66’sı açlık sınırının üstünde ama yoksulluk sınırının altında ücret almakta ve zorlu hayat koşulları karşısında yaşam mücadelesi vermektedir. Yalnızca %5,6’sı yoksulluk sınırının üzerinde ücret alan memurlarımızın önce açlık; sonra da yoksulluk sınırından kurtarılarak refah ücretine kavuşturulması gerekmektedir.

b) Kamuda ücret adaleti sağlanarak “eşit işe eşit ücret” prensibinin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Ücret seviyelerinin düşüklüğü yanında, kamu çalışanları arasında büyük bir ücret adaletsizliği yaşanmaktadır. Kamudaki ücret adaletsizliğini beş başlıkta toplayabiliriz:

•    En düşük ücretle en yüksek ücret arasındaki makas farkının büyüklüğü, 
•    Eşit işe eşit ücret ödenmemesi, 
•    Kamu kurumları arasındaki ücret farklılıkları,
•    Nöbet ve fazla çalışma ücreti,
•    Döner sermaye uygulamaları.

Kamuda  aylık ve ücret sistemi temel olarak aylık gösterge tablosu, ek gösterge tablosu, taban aylığı, kıdem aylığı ve katsayıdan oluşmaktadır. Ancak sistem enflasyona yenik düşmüştür. Bu nedenle de farklı ödeme rejimleri oluşturulmuştur.

Bugün ülkemizdeki ücret sistemi, 15 dereceli bir aylık gösterge tablosu ve özel hizmet tazminatı, makam, görev, temsil tazminatları ve yan ödeme türlerini gösteren tablolarla birlikte yürütülmektedir. Bu tablolarla birlikte, kamuda 100’den fazla farklı ödeme şekli ortaya çıkmaktadır. Yan ödemelerin ve tazminatların uygulanması sonucunda kimi zaman tazminatlar ve ödemeler, görev üzerinden alınan aylığın 5-10 katı fazlasına çıkmaktadır. Kamu kurumlarının ücret yapıları itibarı ile bazı kurumlarda görev yapmakta olan kamu çalışanları bu ödemelerden faydalanırken, kimi kurumlarda çalışanlar faydalanamamaktadır. Bu durumda farklı kurumlarda çalışan ancak aynı işi görmekte olan kamu görevlilerine farklı ödeme tarifesi uygulanmaktadır. Bu yüzden de kamuda kurumlar arasında büyük ücret farklılıkları oluşmaktadır. 

 

 

 

Aşağıdaki tabloda bu duruma açıklık getiren çarpıcı örnekler bulunmaktadır.

Temmuz 2007 itibarı ile bazı kurumlarda aynı işi yapmakta olan kamu görevlilerinin aldığı net maaş (YTL)

Ünvan    A    B    C    D
Memur    752,69    1051,87    752,69    983,38
Şube Müd.    973,63    1455,44    975,92    1505,62
Şoför    752,69    1051,87    752,69    983,38
Mühendis    1271,35    1730,32    1271,35    1593,35

Ödeme sisteminin karmaşık yapısı, aynı kamu kurumunda görev yapanlar için de farklı uygulamalar getirebilmektedir. Kurumlar arasında olduğu gibi kurum içinde de değişik ödeme sistemi uygulanmasından dolayı en düşük ücret alan kamu çalışanı ile kurum içindeki yan ödeme ve tazminatlardan faydalanan ve en yüksek ücreti alan kamu çalışanı arasında büyük bir fark oluşmaktadır. 

Ayrıca, şu anda kamuda uygulanmakta olan fazla çalışma saat ücretleri, memur ve sözleşmeli personeller için 657 sayılı Kanunun 178. ve 399 sayılı KHK’nın 30. maddesine istinaden saat başına brüt 85, net 71 kuruş olarak uygulanmaktadır. Bu, kamuda fazladan çalışarak fedakarlık gösteren kamu görevlilerine adeta ceza ve zorla çalıştırma niteliğindedir. 

Buna ek olarak, özellikle sağlık kuruluşlarında personeller, normal mesai sürelerinin dışında fazladan çalışmakta ve bu fazladan çalışma nöbet olarak kabul edilmektedir. Tutulan nöbetlerin karşılığı olarak ya her sekiz saat için bir iş günü izin ya da saat başına 0,97 ile 2,90 YTL arasında nöbet ücreti olmaktadır. Ayrıca yardımcı hizmetler, genel idare hizmetleri ve teknik hizmetler sınıfı personelleri nöbet tuttuğu halde nöbet ücreti alamamaktadırlar. Nöbet olarak adlandırılan bu mesailerin de fazladan çalışma olarak değerlendirilmesi ve fazla çalışmaların yeniden düzenlenmesi kamuda ortaya çıkan bir çok adaletsizliği giderecektir.

Fazladan çalışmaların normal saatlerde, hafta sonu, bayram, resmi tatiller ve gece saatlerinde yapılmasına bağlı olarak değişen bir düzenlemenin bir an önce yapılması gerekmektedir. Özellikle fazla çalışmalarda uygulanacak ücretin, brüt maaşın saat  başına düşen tutarına çekilmesi bir gerekliliktir. 

Bakanlar Kurulu’nun 17.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren, 2006/10344 sayılı zam ve tazminatlara ilişkin kararı kamuda yeni bir adaletsizliğin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu karara göre teknik hizmetler sınıfında olup da genel idare hizmetleri sınıfından müdür yardımcısı, müdür, şube müdürü gibi görevlere atananların özel hizmet tazminatları yeterli miktarda artırılmadığı için, bu kamu görevlileri kendilerinden daha alt ünvanlarda çalışan teknik elemanlardan daha az ücret almaya başlamışlardır. Bu nedenle bu kararın bir an önce düzeltilerek, ortaya çıkan adaletsizliğin giderilmesi gerekmektedir.

Bunun yanında bazı kurum ve kuruluşlarda özel kanun ve yönetmeliklerle belirlenen oranlarda ödenmekte olan “döner sermaye payı” uygulamalarında yaşanan karmaşayı ve haksızlıkları ortadan kaldıracak yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Yetkili sendikaların ve bağlı konfederasyonların iştirakleriyle yeni bir kurul oluşturularak kanun ve yönetmelikler yeniden düzenlenmelidir.

Ülkemizde çıplak ücretler üzerinden yapılan hesaplamada en düşük ücretli memur ile en yüksek ücret alan memur arasında yaklaşık 6 kat fark oluşmaktadır. Ödenen tazminatlarla bu fark 20 katına kadar çıkmaktadır. Oysa bu oran Finlandiya’da 2,5, Fransa’da 2,3, Hollanda’da 2,2 ve İsveç’te 1,9 katı kadardır. 

Bütün bunların yanısıra kamuda çalışan bir işçi ücreti ile memur maaşı arasında da büyük  dengesizlikler oluşmuş, yapılan ücret artışları bu farkın derinleşmesine neden olmuştur. 2007 yılı için memur maaşlarına ortalama % 4,5 ile % 6 arasında değişen oranlarda zam yapılırken; işçi ücretlerine seyyanen 140 YTL, 900 YTL’nin altında ücret alanlara ise 190 YTL zam yapılmış ayrıca tüm sosyal yardımlar ve ödemeler  de % 10 oranında artırılmıştır. Buna göre 2007 yılı temmuz ayı itibarı ile en düşük memur maaşı 760 YTL ve ortalama memur maaşı ise 1007 YTL olmuştur. Ancak aynı dönemde kamuda çalışan 10. derece vasıfsız bir kadrolu işçinin giydirilmiş ücreti 1350 YTL, ortalama kamu işçisinin maaşı ise 1869 YTL olarak belirlenmiştir.

Bu nedenle kamuda aynı işi yapan, aynı kadro ve  unvana sahip çalışanların aynı ücreti almasının yanında, kamu sektörü genelinde de ücret adaletinin sağlanması için gerekli çalışmalar ivedilikle yapılmalıdır.

Yukarıda saydığımız aksaklıkların giderilmesi için;

i)    Denge tazminatının kapsamının genişletilerek, tutarının artırılması,
ii)    631 Sayılı KHK kararlarının tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde genişletilmesi,
iii)    Özel hizmet tazminatlarının yeniden düzenlenerek ortaya çıkan adaletsizliklerin giderilmesi,
iv)    En düşük dereceli memur maaşı ile en yüksek devlet memurun maaşının makul düzeye getirilmesi için,  seyyanen yada düşük dereceli memur maaşlarına yüksek oranda artış yapılması uygulamasına devam edilmesi,
v)    Döner sermaye ve ek ödeme uygulamasının adil bir şekilde yeniden düzenlenmesi,
vi)    Harcırah ödemelerinin yeniden düzenlenmesi,
vii)    Nöbet ve fazla çalışma ücretlerinin eşit, adil ve günün şartlarına göre düzenlenmesi gerekmektedir.

 Konfederasyonumuzun Araştırma Geliştirme Merkezi’nin her ay yaptığı düzenli araştırmaya göre çalışan bir kişinin açlık sınırı Temmuz 2007 itibarı ile 860 YTL, yoksulluk sınırı ise 1.130 YTL. olarak belirlenmiştir. Buna göre, hedefimiz en düşük dereceli memur maaşını öncelikle açlık sınırı olan 860 YTL’nin daha sonra da yoksulluk sınırı olan 1.130 YTL’nin  üzerine çıkarmaktır. Öncelikli hedefimiz olan memurları açlık sınırından kurtarmak için 2008 yılı, memurlarımızı yoksulluk sınırının üstünde bir ücrete kavuşturmak için ise 2009 yılı planımızı yapmış bulunuyoruz. 2008 yılında yukarıda saydığımız katsayı ve göstergelerde yapılacak düzenlemelerle en düşük dereceli memur maaşının Ocak 2008’de 854,75 YTL., Temmuz 2008’de ise 946,67 YTL’ye çıkarılması durumunda en düşük dereceli memurlarımızın maaşları açlık sınırından kurtarılmış olacaktır. 2009 yılında da benzer bir düzenleme ile memurlarımızın yoksulluk sınırının üzerinde bir ücrete kavuşturulması taahhüdü şartı ile bu yılki mali taleplerimiz sınırlı tutulmuştur. 

c) Ücret artışlarında refah payı uygulamasına geçilmesi gerekmektedir.
Türkiye’de kişi başına GSMH’nın yıllara göre belirgin bir artış göstermesine karşın, kamu çalışanları artan reel gelirden yeterince pay alamamakta, gelirlerini belli bir düzeyde tutabilmek için hedeflenen enflasyon oranına bağlı bir aylık ücret artışına razı olmaya zorlanmaktadır. Yıllara göre aylık ve ücretlerdeki nominal artış, yıllık gerçekleşen enflasyon oranlarının gerisinde kalmıştır.

Çalışanlara yıllık enflasyon oranı kadar ücret artışı yapılması, reel olarak sıfır zam anlamı taşımaktadır. Yıllar içinde ülke ekonomisi büyürken, yalnızca enflasyonla orantılı zam alan kamu görevlilerinin de milli gelirden ve büyümeden pay alamadığını söylemek mümkündür. 
Daha adil bir gelir dağılımı, daha mutlu bir ülke için tüm çalışanlarımızın büyümeden pay alabilmesi, ekonomik durumlarının iyileştirilmesi, ücretlerin ve alım gücünün artırılması için kamu görevlilerinin ücret artışları konusunda yapılan toplu pazarlıklarda refah payı uygulaması da dikkate alınmalıdır.

d) Çalışanlar üzerindeki vergi yükünün azaltılması hedeflenmelidir.
Asli görevi çok kazanandan sağladığı vergilerle dar gelirli vatandaşların alamadığı hizmeti sunmak olan vergi politikaları Türkiye’de tam tersine işlemekte ve fakirden alıp zengine vermektedir. Özellikle 59. Hükümet döneminde bütün uyarı ve şikayetlere rağmen gelir vergisinin alt oranı değiştirilmemiş ancak geliri çok yüksek olanlardan alınan verginin oranı % 40’tan % 35’e indirilerek yıllık geliri 40 bin YTL’nin üzerinde olanların ödemekte olduğu vergiler 5 puan azalmıştır. Daha önce % 25 olan orta gelirli vatandaşlarımız üzerindeki vergi yükü ise 2 puan artırılmak suretiyle % 27’ye çıkarılmış ve dar gelirli vatandaşlarımız üzerindeki vergi yükü biraz daha artırılmıştır.

Neresinden bakılırsa bakılsın ülkemizde gelir dağılımında bir adaletsizlik mevcuttur. Aynı zamanda vergi dağılımında da bu adaletsizlik devam etmektedir. Bunun sonucunda da vatandaşlarımız her gün bir yenisi eklenen vergilerle ve adaletsiz vergi politikaları nedeniyle mağdur olmaktadırlar. Küresel sermayeyi ürkütmek istemeyen hükümet ise vergi oranlarını düşürerek, yabancı yatırımcılardan alınan stopajları sıfırlayarak, yüksek gelirlilerden daha az, düşük gelirlilerden ise daha fazla vergi toplamanın yollarını aramaktadırlar. 

Bu durum bir an önce düzeltilecek, dar gelirli ve ücretliler üzerindeki vergi yükü azaltılarak, herkesten kazancı doğrultusunda vergi toplanmalıdır.

 

 

 


A. MALİ HAKLAR

TALEP    GEREKÇE

1. %28’i açlık sınırı altında ücret alan kamu görevlilerinin ücretlerinin,  kademeli olarak açlık sınırından (860 YTL), yoksulluk sınırının üstüne çıkarılması.
    
Kamuda yaklaşık 350 bin dolayında kamu görevlisi açlık sınırı olan 860 YTL’nin altında ücret almaktadır. Öncelikli olarak bu kesimin açlık sınırından kurtarılması hedeflenmelidir. Temmuz 2007 itibarı ile 733 YTL olan en düşük dereceli memur maaşının 860 YTL’nin üzerine çıkarılması için mutabık kalınacak ücret kalemlerinde en az 130 YTL’lik bir artış öngörülmektedir.  


2. Kamuda temel ücret uygulamasına geçilerek en düşük dereceli memur maaşının 1.130 YTL olarak belirlenmesi. 

2008 yılında öngörülen artışlar

. Denge tazminatına 75 + 75 YTL olmak üzere ek zam 
(Denge tazminatı gösterge rakamının Ocak 2008’de 3300’e Temmuz 2008’de 4660’a çıkarılması)
. Taban aylığa yansıtılmak üzere brüt 50 + 55 YTL seyyanen zam
(Taban aylık katsayısının Ocak 2008’de 0,678’e, Temmuz 2008’de 0,73255’e çıkarılması)
. Maaş ve yan ödeme katsayısının %3 + % 3 artırılması
(Maaş katsayısının Ocak 2008’de 0,049800’e Temmuz 2008’de 0,051294’e; yan ödeme katsayısının Ocak 2008’de 0,01579 Temmuz 2008’de 0,016264’e çıkarılması)

 

. Sendika ödeneğinin katsayı ve göstergeye (650) bağlanarak 35 YTL’ye çıkarılması.

2009  yılında öngörülen artışlar

. 2008 yılında 1.000 YTL’ye çıkarılacak olan en düşük dereceli memur maaşının 65 YTL + 65 YTL artırıldıktan sonra üzerine 2009  yılı enflasyon hedefi ve büyüme ve refah payının eklenmesi     
Kamu görevlilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının altında kalmaması ve kendileri ve ailelerine yetecek bir gelir güvencesi için temel ücret uygulamasına geçilmelidir.

 

2008 yılında yapılması öngörülen artışlara göre en düşük memur maaşı Ocak 2008’de 881 YTL Temmuz 2008’de ise 1.000 YTL’ye ulaşacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 


Konfederasyonumuzun uzlaşma arayışları ve kamu görevlilerinin mali sorunlarına gerçekçi çözüm üretmek adına yaptığımız stratejik plan çerçevesinde, 2008 yılında açlık sınırında ücret almaktan kurtarılan kamu görevlileri 2009 yılında da yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. 

657 Sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamında istihdam edilen personelin durumunun revize edilmesi.
    
657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamında çalışanları; “Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri alınarak Bakanlar Kurulunca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.” ifadesiyle tanımlamaktadır. Ancak kamuda son zamanlarda hemen her kurumda ve her görevde bu kapsamda personel istihdam edilmeye başlanmıştır. Öyle ki; eğitim, sağlık gibi devletin asli ve sürekli görevleri dahi artık kanunun 4/B maddesi uyarınca çalıştırılan personeller eliyle gördürülmeye başlanmıştır. Bu durum açıkça kanuna aykırılık teşkil etmektedir. Devletin asli ve sürekli görevlerinde çalıştırılan 4/B kapsamındaki personellerin memur kadrosuna geçirilmesi, kanunun uygulanması açısından bir zorunluluktur. 

Bu nedenle özü itibarı ile memurların yapması gereken görevlerde istihdam edilen personellerin memur kadrolarına geçirilmesi ve kanunun 4/B maddesi uyarınca çalıştırılacak personellerin yeniden belirlenmesi gerekmektedir. 

Bunun yanında ilgili kanun maddesi çerçevesinde istihdam edilecek personelin de ücretlerinin temel ücret seviyesine çıkarılması, sosyal, mali ve özlük haklarının da iyileştirilmesi bu alandaki sorunları çözecektir. 


657 Sayılı Kanunun 4/C maddesi kapsamında istihdam edilen personelin durumunun revize edilmesi.
    
657 sayılı Kanunun 4/C maddesi kapsamında çalışanları; “Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığının ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.” ifadesiyle tanımlamaktadır. Ancak kamuda son zamanlarda daimi görevlerde de hemen her kurumda ve her görevde bu kapsamda personel istihdam edilmektedir. Kanunun şartlarına uydurmak amacı ile bu kapsamda istihdam edilen personel senenin 11 ayı çalıştırılmakta, bir ay aradan sonra tekrar görevlerine dönmektedirler. Aslında daimi olan bu görevlerde çalıştırılan 4/C kapsamındaki personellerin de kendilerine uygun daimi kadrolara atanması gerekmektedir. Devletin daimi görevlerinde istihdam edilen personelin kadroya geçirilmesinin ardından, ücretleri günün şartlarının çok gerisinde kalan geçici personelin ücretlerinin de kamuda çalışan geçici işçi maaşı seviyesine çıkarılması, bu alandaki mağduriyetleri giderecektir.


399 Sayılı KHK kapsamında istihdam edilen personelin mali ve sosyal haklarının yeniden düzenlenmesi,
memurlarla aynı oranda artış yapılması,
kurumlara genel yetki verilmesi,
 sosyal haklardan yararlandırılması.    
399 Sayılı KHK kapsamında çalıştırılan personellerin mali ve sosyal haklarının yeniden düzenlenerek, bu personelin de sosyal yardımlardan faydalanmasının sağlanması zorunludur. Bu kapsamdaki personelin ekonomik sorunlarının çözülmesi için ise ücret gruplandırma sisteminin kaldırılarak kuruluşlara hiyerarşik düzeni sağlamaları için genel yetki verilmesi gerekmektedir.


Emeklilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi,
emekli ikramiyelerinin bir ev alabilecek düzeye getirilmesi.    
Yıllarca kamuda görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan vatandaşlarımız da son yıllardaki ekonomik gelişmeler sonucunda zor şartlar altında yaşamak zorunda kalmışlardır. Çalışırken aldıkları ücretten daha düşük bir ücret alarak yaşamaya çalışan emeklilerimizin ücretlerine yıllık hedeflenen enflasyon oranlarında zam yapılması, alım güçlerinin reel olarak azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ücretlerde yapılacak her türlü düzenlemenin emeklilerimize de yansıtılması ve emeklilerimizin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca işçiler ödenmekte olan kıdem tazminatı gibi emekli olan kamu görevlilerine de en az bir ev alabileceği tutarda emekli ikramiyesi ödenmelidir.

 

 

 

 


B- SOSYAL HAKLAR

TALEP    GEREKÇE

Sosyal yardım ve ödemelerin etkin bir hale getirilmesi.

Kira Yardımı: Kamu görevlilerine 2008 yılının ilk 6 ayı için 25 YTL, ikinci 6 ayı için ek olarak 10 YTL aylık kira yardımı. (Uzlaştırma Kurulu kararı)

Gıda (iaşe) ve Giyim Yardımı : Kamu görevlilerine ayni olarak yapılmakta olan bu yardımların nakit olarak yapılması. (Uzlaştırma Kurulu kararı)

Ulaşım, Yakacak, Eğitim-öğretim, Aile ve
Çocuk Yardımları : Bu yardımların etkin bir şekilde kamu görevlilerine sağlanması 

Evlenme Yardımı: Evlenen kamu görevlilerine (22 bin gösterge rakamının aylık maaş katsayısı ile çarpımı) 1.128 YTL tutarında evlenme yardımı verilmesi. (Uzlaştırma Kurulu kararı)

Doğum Yardımı : Kamu görevlilerine (5 bin gösterge rakamının aylık maaş katsayısı ile çarpımı) 256 YTL tutarında doğum yardımı verilmesi. (Uzlaştırma Kurulu kararı)

Ölüm Yardımı: Hayatını kaybeden kamu görevlilerinin yakınlarına (25 bin gösterge rakamının aylık maaş katsayısı ile çarpımı) 1.282 YTL tutarında ölüm yardımı verilmesi.  (Uzlaştırma Kurulu kararı)    
Ülkemizde kamu çalışanlarına ödenen sosyal yardım sistemi, ihtiyacı karşılamamaktadır. Özellikle kira, yakacak, yiyecek ve giyecek yardımı gibi kalemlerin ücretten ayrı olarak gerçekçi bir şekilde değerlendirilerek çalışanlara ödenmesi zorunluluktur. Bu, sosyal devlet olmanın da bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Temel ücret uygulamasına geçilmesi talebimiz, ücret adaletini sağlamak, en düşük ücretli ve tek kişi olan kamu görevlisine geçinebileceği ücreti verebilmek, en yüksek ile en düşük ücreti birbirlerine yaklaştırmak ve ücret sistemimizi bilimsel kriterlere oturtmak esaslarına dayanmaktadır.

Sosyal yardım ve ödemeler için taleplerimiz ise;

Düşük dereceli,
Evli, eşi çalışmayan,
Çocuk sahibi olan,
Çocukları okula giden,
Kirada oturan,

kamu  görevlilerinin de insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşmasını ve durumlarına uygun sosyal ödemelerden faydalanmasını sağlamaya yöneliktir.

Temel ücret uygulaması gerekçelerimizle çalışan tek kişiyi yaşatabilecek bir ücret talep etmekteyiz.

Sosyal yardım ve ödemeler başlığı altındaki talebimizle ise yukarıdaki 5 şartı üzerinde bulunduran kamu görevlisini de yaşatabilecek bir ücreti esas almaktayız.

Konuya ilişkin talebimizi oluştururken de bugüne değin yapılan görüşmeler sırasında kamu işveren kurulu ile uzlaşamadığımız yıllarda başvurmuş olduğumuz Uzlaştırma Kurulu Kararları’nı esas almaktayız. Çünkü bu kararlar ekonomik olarak yetersiz olsa da ihtiyaçların belirlenmesinde oldukça önemlidir. Kurulun  verdiği kararlar ve tespitlerimiz doğrultusunda sosyal yardımların kamu görevlilerine etkin bir şekilde sağlanması gerekmektedir.

    Uzlaştırma Kurulu Kararları    Gerekçe
Ölüm Yardımı    15.000 gösterge x katsayı (40100) = 601.500.000    
Doğum Yardımı    5000 gösterge x katsayı (40100) = 200.500.000    
Harcırah    1.dereceden 3. dereceye kadar 1500 gösterge x katsayı (40100) = 60.150.000
Diğerleri için 1000 gösterge x katsayı (40100)=40.100.000    Harcırah gündeliklerinin çalışanların bir günlük masraflarını karşılayamaz tutarda ödenmesi, geçici görevlendirmelerin kamuda ceza gibi uygulanmasını getirmiştir Kamu adına yapılan işlerde görevlendirilenleri bazı firmaların sağlayacağı avantajlara ittiği ve adeta yolsuzluğu  teşvik eden bir durumdur. Kamu misafirhane ücretlerinin günlük asgari 8 milyon TL olduğu dikkate alındığında, verilen gündeliklerin ne denli yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Kira Yardım Artışı    Lojmandan yararlanmayanlara ilk 6 ay için 25 milyon TL., ikinci altı ay için 35 milyon TL. aylık kira yardımı yapılması; en kısa zamanda da kira yardımının 100 metrekare lojman kirası tutarına çıkarılması.    Daha önce kamu görevlilerine verilmekte olan kira yardımları 200-400-600 bin TL gibi bu gün hiçbir anlam taşımayan bir tutar teşkil etmekteydi. Ancak hükümet bu yardımı artırarak lojmanlardan faydalanamayan kamu görevlilerinin sırtında ağır bir yük teşkil eden kira harcamalarını bir miktar hafifletmek ve lojmandan faydalananlarla faydalanamayanlar arasında ortaya çıkan adaletsizliği gidermek yerine, bu yardımı tamamen kaldırarak, memurların kazanılmış haklarını geriletmeyi hedeflemektedir. Kira ödemek zorunda olan kamu görevlilerinin büyük bir çoğunluğu açlık sınırında ücret almaktadır.

Ulaşım Yardımı    Büyükşehir belediyeleri hudutları dahilinde görevli memurlardan, kamuya ait servis araçlarından yararlanmayanlara aylık net 30 milyon TL. ulaşım yardımı yapılması    Hemen hemen tüm il merkezlerinde hatta çoğu ilçe merkezlerinde işe geliş gidişler ciddi bir problemdir. Kamu kurum ve kuruluşlarının son yıllarda başlattıkları çoklu vardiya uygulamaları nedeniyle kamu görevlilerinin işe gelmelerinde tedbir almak zorundadır. Mevcut durumda bir çok kamu çalışanı işe gidiş gelişlerde servis imkanından faydalanırken, pek çoğu da böyle bir imkana sahip değildir. Bu nedenle servis imkanı olamyan tüm kamu çalışanlarına makul düzeyde bir ulaşım yardımı yapılarak  ortaya çıkan bu adaletsizliğin giderilmesi gerekmektedir.
Gıda Yardımı    Memurlara 20 milyon TL. gıda yardımı yapılması    Kamu görevlilerinin aldıkları ücretler, ailelerinin ve kendilerinin sağlıklı beslenebilmeleri için yeterli düzeyde değildir. Bu nedenle çalışanların, çalıştıkları sürede sağlıklı beslenebilmesi ve gerekli  gıda ihtiyacını karşılayabilmeleri için bir miktar gıda yardımı yapılması zorunludur.
UYGULANMAYAN UZLAŞTIRMA KURULU KARARLARI


C- DEMOKRATİK HAKLAR

TALEP    GEREKÇE

4688 sayılı kanununda meydana gelen aksaklıkların ortadan kaldırılması.

    
4688 sayılı Kanunun bir çok maddesinden dolayı hem kamu sendikacılığı hem de sendika yöneticileri mağdur olmaktadır. Başta sendikal yasaklar maddesi olmak üzere uluslar arası sözleşmelerle çelişen ve demokratikleşmenin önünde engel teşkil eden hususlar düzeltilerek, kamuda çağdaş bir sendikal örgütlenmeyi sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. 

Ülkemizde kamuda arzu edilen, ILO normlarında bir sendikal örgütlenme için ilgili yasalarda düzenleme yapılması zorunludur.


Grev-toplu sözleşme düzenlemelerinin yapılması.    
Anayasanın 90. maddesinden ve uluslar arası sözleşmelerden doğan bir hak olarak zaten kamu görevlilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı bulunmaktadır. Daha önce Emek Platformu tarafından Aralık 2001 tarihli bir günlük genel grev çağrısına uyan kamu görevlileri hakkında başlatılan yasal takibat sonucu mahkemeler grev yapan çalışanların lehine karar vererek, fiili duruma hukuki nitelik kazandırılmıştır.

Toplu sözleşme ile ilgili olarak da hukuken böyle bir hakkın varlığı söz konusudur ancak uygulamada kamu görevlilerinin ücretlerinin kanunla belirlenmesinden dolayı toplu sözleşme uygulaması hayata geçirilememektedir. Her iki hak için de yasal düzenleme yapılmalıdır. 

 


Uzlaştırma Kurulu kararlarına işlerlik kazandırılması.
    
Bugüne kadar yapılan toplu görüşmeleri etkisiz kılan en önemli faktör, Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcı olmamasıdır. Bu nedenle yapılan beş toplu görüşme süreci tamamlanamamış, her seferinde çalışanların ve sendikaların aleyhine sonuç doğurmuştur.
Uzlaştırma Kurulu’nun kararlarına uyulmaması nedeni ile kamu görevlilerinin büyük maddi kayıpları oluşmuştur. Toplu görüşmelerde sendikaların pazarlık gücünü artırmak ve gerçek anlamda toplu pazarlık imkanı sağlamak için Uzlaştırma Kurulu kararlarına işlerlik kazandırılması ve bugüne kadar uygulanmayan kararların hayata geçirilmesi gerekmektedir. 

Çalışanlar adına sendikaların yönetime katılmasının sağlanması.    
Demokratik ve çağdaş yönetim anlayışlarında çatışmayı değil çalışmayı öngören, üretmeyi ve paylaşmayı esas alan bir iş ortamının sağlanması için çalışan temsilcilerinin de karar alma sürecine ve yönetime katılması zorunluluktur. Bunu sağlamak için gerekli her türlü hukuki düzenleme ivedilikle yapılmalıdır.

Yasaklar kapsamının daraltılması , askeri sivil personel, 657 sayılı Kanunun 4/C maddesine göre çalışanlar ve güvenlik görevlilerine sendikalara üye olma hakkının tanınması.
    
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, sendikal hak ve özgürlükleri düzenlemekten daha çok memurların sendikal ve demokratik haklarını kısıtlayıcı maddeler içermektedir. Bununla birlikte 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre de bir çok yasak ve sınırlamayla karşılaşan kamu görevlilerinin sendikal, demokratik ve mali  haklarının geliştirilmesi için ilgili kanunlarda bulunun yasaklar kapsamının yeniden düzenlenerek daraltılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Özellikle askeri sivil personel, 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi kapsamında çalışanlar ve güvenlik görevlilerinin örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, demokrasinin bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. 


YİK ve KİK toplantılarına işlerlik kazandırılması.
    
YİK toplantıları yılda en az iki kez yapılarak, yıl içindeki gelişmeler göz önüne alınmalı, hatta çözüm üretilmelidir.

KİK toplantılarında alınan kararların hayata geçirilmesi için de gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.


4688 sayılı Kanunun 30. maddesinin değiştirilerek, toplu görüşmelerin 2 yılda bir ve 15 Mayıs tarihlerinde yapılması.    
Bilindiği gibi hükümet bütçe çalışmalarına yaz aylarında başlamaktadır. Toplu görüşme süreci ise 4688 sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince her yılın Ağustos ayının onbeşinci gününde başlamaktadır. Bu da bütçe çalışmalarının netlik kazanmaya yıllık ve 3 yıllık planların tamamlanmaya başladığı döneme denk gelmektedir. Sonuçta bu tarihten sonra yapılan toplu görüşmeler bir önceki yılın bütçesi belli olduktan sonra yapılmakta ve bütçeye ek ödemeler konulması zorlaşmaktadır. Orta ve uzun vadeli mali planlar da dikkate alındığında toplu görüşmelerin 2 yılda bir ve bütçe çalışmalarının başlangıç tarihlerinden önce yapılması bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

4688 sayılı Kanunun 32. maddesinin değiştirilerek, sendikaların yetki tespitlerinin 2 yılda bir yapılması.    
Mevcut kanuna göre sendikaların hizmet kollarında her yıl yetki belirlenmesi, sendikal faaliyetlerin önünde büyük engeller oluşturmaktadır. Toplu görüşmelerin 2 yılda bir yapılmaya başlamasıyla birlikte, yetki belirleme süreci de 2 yıla çıkarılmalıdır. 

 

 

 

D-GENEL TALEPLER

TALEP    GEREKÇE

Belediyelerde çalışanların maaşlarının genel bütçeden karşılanarak  vaktinde ödenmesi.
    Belediyelerde hizmet vermekte olan kamu görevlilerinin bir çoğu maaşlarını tam ve zamanında alamamaktadır. Bu durum izahı zor, anlaşılmaz ve her şeyden önce 657 sayılı kanunun ruhuna ve insan haklarına aykırı, utanç verici bir durumdur. Bazı belediye başkanlarının ve belediye encümeninin kararları doğrultusunda çalışanların ücretleri  başka alanlarda kullanılarak, kamu yararı aldatmacası ile gerekçelendirilmektedir.  Bu durum mutlaka düzeltilmelidir. 
    
KEY hesaplarında biriken paraların hak sahiplerine ödenmesi.    
3320 sayılı kanunla kurulan ve 5664 sayılı kanunla tasfiyesine karar verilen, KEY hesaplarında biriken paraların hak sahiplerine ödenmesi ile ilgili ödeme planının, tarafların mutabakatı ile bir an önce tamamlanarak, hak sahiplerini mağdur etmeyen bir ödeme sistemi oluşturulmalı ve bu paralar vakit geçirilmeden ödenmelidir.

Kamuda iş sağlığı ve güvenliği uygulamasına geçilmesi.
    
Ergonomi, artık günümüz dünyasında çalışanların verimliliği ve sağlığı için yadsınamaz bir gereklilik halini almıştır. Oysa kamuda, çalışma şartlarının olumsuzluğu ve iş yerlerinin fiziki şartlarındaki eksiklikler ergonomi kurallarının uygulanmadığını göstermektedir. Çalışma koşullarının olumsuzluğu kamu çalışanları için önemli bir sorun teşkil etmektedir. İşyeri koşullarının adım adım izlenerek ergonomik prensiplerin uygulanması ve problemlerin çözülmesi gereklidir. Bazen işyeri sürecinde, işyeri ortamında, kullanılan el aletlerinde yapılacak küçük değişiklikler üretim, sağlık ve güvenlik alanlarında büyük değişikliklere neden olmaktadır. Bu nedenle kamuda verimliliği artıracak, iş riskini azaltacak ve meslek hastalıklarını önleyecek tedbirlerin alınması sağlanmalıdır.


Unvan değişikliği sınavlarındaki 70 baraj puanının  kaldırılması.
    
Bugüne kadar yapılan uygulamalarda ve yapılan sınav sonucunda kadro ihtiyacı kadar kişinin 70 puan barajını aşamaması durumunda bir çok kadro boş kalmakta, yapılan büyük masraflara rağmen arzu edilen netice sağlanamamaktadır. Bu konuda baraj notunda esnekliğin sağlanabilmesi ve kaldırılması için düzenleme yapılmalıdır.

Fiili hizmet zamlarının yeniden düzenlenmesi.
    
Gelişen teknoloji ve değişen çalışma şartları, meslek çeşitliliğini artırmakta, bazı unvanlar ortadan kalkarken, yeni ve tehlikeli başka mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Örneğin; demiryollarında ateşçi, deniz yollarında kömürcü gibi meslekler neredeyse ortadan kalkmış, artık gece bekçisi unvanında istihdam edilen kimse kalmamıştır. Bunların yerine benzer görevleri benzer tehlikeler altında ifa eden yeni unvanlar ve meslekler gelmiştir. Zaman içinde bir çok meslek ve unvan da aynı şekilde ortadan kalkarken onların yerine yeni meslek ve unvanlar ortaya çıkacaktır.  Bu nedenle fiili hizmet zammından faydalanacak olan personelin yaptığı görevlerin  sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir. Bu amaçla İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu gibi mesleklerin tehlikelerini belirleyecek, fiili hizmetten faydalanacak olan personeli güncel bir şekilde düzenleyecek bir kurum oluşturulmak zorundadır.

Özelleştirme ve taşeronlaşma uygulamalarına son verilmesi, özelleştirmeden dolayı mağdur olan kamu görevlilerinin haklarının korunması.     
Özellikle son yıllarda yoğun olarak yaşanan özelleştirmeler sonucunda, özelleştirilen kuruluşlarda görev yapan çalışanlar mağdur hale gelmiş, birçok çalışan işsiz kalırken, kamu görevlileri de 4-C kapsamında geçici olarak çalışmaya, düşük ücrete ve güvencesizliğe mahkum olmuşlardır. Özelleştirmelerden kaynaklanan bu mağduriyetin giderilmesi gerekmektedir. 


Banka promosyonlarının emeklilere de verilmesi.    
Sosyal Güvenlik Kurumu’nca gerekli çalışmalar yapılarak kamu görevlilerinde olduğu gibi emeklilere de banka promosyonlarından pay verilmesi gerekmektedir.

E) GEÇMİŞ YILLAR

TALEP    GEREKÇE

Daha önce mutabakat sağlanan konuların hayata geçirilmesi.
    
2004 ve 2005 yıllarında yapılan toplu görüşmelerde üzerinde anlaşmaya varılan ve hükümetin yerine getirmeyi taahhüt ettiği pek çok konu bugün hala hayata geçirilmemiştir. 

Aşağıda detaylı bir şekilde verilen bu konuların derhal uygulamaya konularak, kamu görevlilerinin sorunlarının çözüme kavuşturulması bir zorunluluk olarak hükümetin öncelikli görevi olmalıdır.
    


F) HİZMET KOLLARININ SORUNLARI

TALEP    GEREKÇE

Hizmet Kollarının Sorunlarının Sunulması.    
Kamu görevlilerinin genel olarak belirlenen sorun ve taleplerinin yanında, hizmet kollarına ait özel sorunlar da bulunmaktadır. Bu konular da çözüme kavuşturulmak üzere ayrı olarak tespit edilerek sunulmaktadır.
EK: Geçmiş yıllarda kabul edilen ancak bugüne değin uygulanmayan konular
    


2004    YILINDA ALINAN KARARLAR

ATAMA VE NAKİL

1- Görev mahalli dışında bir ortaöğretim kurumunu merkezi sınavla kazanan çocuğu bulunan memurun, söz konusu yerde çocuğunun yatılı öğrenim görme imkanı yoksa bu yerde memurun çalıştığı kuruma ait boş bulunan kadroya öncelikle atanmasının sağlanması,

2- Memurun bir yüksek öğretim kurumunda örgün lisans eğitimi yapmak üzere merkezi sınavı kazanması halinde, çalıştığı kuruma ait boş bulunan kadroya öncelikle atanmasının sağlanması, 

3- Aynı kurum içinde aynı koşulları ve hizmet niteliklerini taşıyan aynı unvandaki kamu görevlilerinin karşılıklı olarak yer değiştirme taleplerinin yerine getirilmesi konusunda kurumlara tanınan takdir yetkisinin kaldırılması,

4- Üst düzey yöneticilerin üzerinde birden fazla yönetim kurulu üyeliği görevi bulunmaması,

5- Bir görevin vekaleten yürütülmesi ihtiyacını doğuran sorunun, atama ve görevde yükselme yönetmeliği çerçevesinde ele alınması,

SİCİL VE DİSİPLİN

6- "Sicil" kavramının "Personel Değerlendirme Formu"na dönüştürülmesi ve yıl sonunda personele bildirilmesi,

7- Olumsuz sicile itirazları değerlendirecek komisyon kurulması konusunda Avrupa Birliğindeki uygulamalara bakılarak değerlendirme yapılması,

8- Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin yeniden tanımlanması, 

9- Disiplin cezalarında tanınan savunma süresinin ilgilinin isteği üzerine 7 gün uzatılabilmesi,


10- Disiplin cezalarının sicilden silinmesi için öngörülen 5 ve 10 yıllık sürelerin, 3 ve 6 yıla indirilmesi, 

YASAKLAR

11- Resmi tatil ve bayram tatillerinde hizmetine ihtiyaç duyulanlar hariç, il dışına çıkışta izin alınması uygulamasına son verilmesi,

12- Kamu görevlilerinin grev, siyaset,  toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasaklarının Anayasa ve diğer kanunlarda yapılacak değişiklikler çerçevesinde değerlendirilmesi,
 
İLERLEME VE YÜKSELME

13- Göreve başlayış derece ve kademesindeki farklılıkların giderilmesi konusunda yasal düzenleme yapılması,

İZİNLER

14- Yıllık izin sürelerinde "işgünü" ve kademe esasına göre düzenleme yapılması, en az bir yıl açıktan vekil olarak görev yapanlara izin verilmesi konusunun değerlendirilmesi,

15- Memura eşinin doğum yapması durumunda verilen izin süresinin 5 güne çıkarılması, 1 inci derecedeki kayın hısımlarının ölümü halinde de 5 işgünü izin verilmesi,

16- Mevcut 10 günlük mazeret izni süresinin işgününe dönüştürülmesi,

17- Radyoaktif ışınlara maruz kalan personele verilen izin süresinin 45 güne çıkarılması,

18- Memura, bakmakla yükümlü olduğu hastasına kendisinden başka bakacak kimsenin bulunmaması ve doktor raporuyla refakatçi tahsisinin belgelendirilmesi kaydıyla 3 aya kadar aylıklı refakat izni verilmesi, gerektiğinde bu sürenin bir katına kadar uzatılması,

19- Sendikal izinleri kullanmakta olan personelin mali ve sosyal hak ve yardımlarında kesinti yapılmaması, (sendikal iznini kullanmakta olan personelin ek ders ücretine ilişkin hususun Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılacak değerlendirme sonucuna göre çözümlenmesi)
20- Din görevlilerinin, ebelerin, posta dağıtıcılarının vb. hafta sonu ve bayram tatillerine ilişkin izin sıkıntılarının giderilmesi konusunda ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde teknik çalışmalar yapılması,

21- Hafta içi ve resmi tatillerde personele yaptırılacak fazla mesai sürelerine bir üst sınır getirilmesi konusunda yasal düzenleme yapılması,

YÖNETİME KATILIM

22- Çalışma hayatına ilişkin tasarı ve düzenleme çalışmalarında konfederasyonların önerilerinin alınması,

23- Sendika ve konfederasyonların, kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde oluşturulan kamu görevlileri ile ilgili kurul, komisyon, şura, meclis toplantılarında temsilci bulundurması,

SENDİKAL HAKLAR

24- Toplu sözleşme konusunun Anayasa değişikliği kapsamında değerlendirilmesi,

25- 4688 sayılı Kanunun 15 inci maddesi gereğince sendika üyesi olamayacak kamu görevlilerinden hangilerinin sendika üyesi olabileceği konusunda çalışma yapılması,

26- Çalışma Bakanlığında daha önce yapılmış bulunan 4688 sayılı Kanunda değişiklik çalışması da referans alınarak bu Kanunda öngörülen Yüksek İdari Kurul, Kamu İşveren Kurulu, Uzlaştırma Kurulu ve Kurum İdari Kurullarına ilişkin olarak detaylı bir çalışma yapılması,

27-Kamu görevlilerinin görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı yargılanmaları halinde kendilerine hukuki yardım yapılması konusunda ortaya çıkan ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda öngörülen düzenleme ile karşılanamayan aksaklıkların giderilmesi,

28- İş sağlığı ve güvenliği ile meslek hastalıkları açısından personel yasalarında gerekli değişikliklerin yapılması için sendika ve konfederasyon temsilcilerinin de bulunduğu bir komisyonca çalışma yapılması,

Yukarıda mutabakata varılan hususlardan Yasama Organını ilgilendiren konularda gerekli işlemleri önümüzdeki Yasama dönemi içinde yerine getirilmesi, diğer hususlarda ise ilgili kurumların görevlendirilmesi.


2005 YILINDA ALINAN KARARLAR

PERSONEL KANUNU TASLAĞI

Konfederasyon temsilcileri, personel rejiminin yeniden düzenlenmesine ilişkin olarak hazırlanan ve toplu görüşme sürecinin 16 Ağustos 2005 tarihinde yapılan ikinci toplantısında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali ŞAHİN tarafından bilgi edinilmesi amacıyla konfederasyonlara elden verilen dördüncü bölümü eksik olan tasarı taslağına ilişkin olarak iş güvencesini içermeyen, toplu sözleşme ve grevi düzenlemeyen bir taslağı kabul etmeyeceklerini ifade ederek değerlendirmelerinin devam ettiğini beyan etmişlerdir.

SOSYAL GÜVENLİK VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUN TASARISI

Konfederasyon temsilcileri, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı hazırlık çalışmalarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyon görüşmeleri sırasında kendi önerilerinin dikkate alınmadığını, tasarıda çalışanların haklarında geriye gidişin söz konusu olduğunu, bu çerçevede tasarının geri çekilerek konfederasyonların önerileri çerçevesinde yeniden tartışılması gerektiğini ifade etmişlerdir. 

KURULUŞ KANUNU OLMAYAN KURUM VE KURULUŞLAR KONUSUNUN GÖRÜŞÜLMESİ

Kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat yapılarının yeniden düzenlenmesi çalışmalarında Konfederasyonların önerilerinin alınması talep edilmiştir.

ÇALIŞMA YAŞAMINDA KADINA YÖNELİK AYRIMCILIĞIN GİDERİLMESİ

•    Kadınlar için yapılacak pozitif ayrımcılık yönündeki düzenlemelerin ayrımcılık sayılmayacağına ve eşitliğe aykırılık oluşturmayacağına ilişkin Anayasa hüküm konulması,

•    Personel alımlarında ayrımcılığın önlenmesine ilişkin 122 sayılı, eşit işe eşit ücret sözleşmesine ilişkin 100 sayılı, mesleki yönlendirme ve eğitime ilişkin 142 sayılı ILO sözleşmelerinin uygulanması, 

•    Yönetici kadrolara atamalarda ve yükselmelerde kadınlar lehine pozitif ayrımcılığın sağlanması,

•    Ücretli eğitim ile fırsat ve davranış eşitliğine ilişkin 140 ve 156 sayılı ILO sözleşmelerinin onaylanması,
•    “Kadına yönelik şiddet” ve “kadın hakları” konularında hizmet içi eğitim verilmesi, 

•    “Kadın hakları” adıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni bir ihtisas komisyonu kurulması,

•    5393 sayılı Belediye Kanununda yer alan kadın ve çocuk sığınma evleri kurulmasına ilişkin hükümlere işlerlik kazandırılması,

•    Doğum sonrası aylıksız izin kullanan kadın memurların bu sürelerinin emekliliklerinde değerlendirilmesi için T.C.Emekli Sandığına ödenmesi gereken kesenek ve karşılıkların Devletçe karşılanması,

•    Çalışan sayısı 50’yi geçen kamu kurumlarında ihtiyaca göre ücretsiz kreşli açılması,

•    Doğum öncesi ve sonrası verilen aylıklı izin süreleri toplamının 24 haftaya, süt izni süresinin günde 3 saate çıkarılması,

•    Kadınların ağır işlerde çalıştırılmaması,

•    Aile birliğinin korunması amacıyla her ikisi de kamu görevlisi olan eşlerden her hangi birinin talebi halinde, bulunduğu yere diğer eşin atanmasının sağlanması,

•    Normal mesai saatleri dışında çalışan kadınların göreve geliş ve gidişlerinde can güvenliğini sağlayacak tedbirlerin alınması, 

•    Ceza evlerindeki personel yetersizliği nedeniyle açık görüş günlerinde diğer kurumlardaki kadın memurların buralarda görevlendirilmesi uygulamasına son verilmesi, 

TÜRKİYE KAMU-SEN bu maddenin başlığında ve içeriğinde yer alan “ayrımcılık” ifadesi yerine “kadın çalışanların sorunları” ifadesinin kullanılmasını istemiştir.

Sicil Affı Ve Sendikal Mücadeleden Ötürü Sürgün Edilen Personelin İsteği Halinde Na-erinin Yapılması

•    Yürütmekte olduğu görev itibariyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması gerekmeyen personel için bu işlemlerin yapılması ve buna dayalı sicil raporu doldurulması uygulamasına son verilmesi,

•    Son 6 yıla (1999-2004) ilişkin olumsuz sicil notlarının 60 kabul edilerek olumluya çevrilmesi,
•    2003/41 sayılı Başbakanlık Genelgesinin kaldırılması,

•    4688 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde yer alan sendika üye ve yöneticilerinin güvencesine ilişkin hükümlere rağmen görev yerleri değiştirilen veya geçici olarak başka yerlerde görevlendirilen sendika yönetici ve iş yeri temsilcilerinin eski görev yerlerine iade edilmesi,

DİN GÖREVLİLERİNİ VE KÖY EBELERİN ÇALIŞMA ŞARTLARININ BELİRLENMESİ

•    Kurumların işleyişi ve çalışma şartlarından dolayı hafta sonu ve resmi tatil günlerinde izin kullandırılmayana kamu görevlilerine de hafta sonunda ve resmi tatillerde izin verilmesi bunlardan hafta sonu ve resmi tatillerde çalıştırılan personele fazla çalışma ücreti ödenmesi,

Belirli Süreli İstihdam Edilen Sözleşmeli Personel Uygulamasının Kaldırılarak Anılan Personelin Kadroya Geçirilmesi

Belediye Çalışanlarının Maaşlarının Genel Bütçeden Ve Vaktinde Ödenmesi

•    Konfederasyon temsilcilerince belediyelerin İller Bankasından aldıkları payların personelin aylıklarının ve sağlık giderlerinin ödenmesi amacıyla ödenek tahsisli olarak gönderilmesi talep edilmiştir.

Araştırma Görevlileri İle Öğretim Elemanlarının Karşı Karşıya Kaldığı Sorunların Görüşülmesi

•    Araştırma Görevlisi ve Yardımcı Doçentlere kadro güvencesinin sağlanması,

•    Üniversitelerden beklenen bilimsel çalışmaların gereği gibi yapılmasını teminen daha fazla araştırma görevlisi istihdamına yönelik olarak merkezi idareden kaynaklanan sınırlamaların kaldırılması, 

•    Öğretim elemanı ücretlerinin iyileştirilmesi,

•    Geliştirme ödeneği tutarlarının artırılması,

•    Konfederasyonların temsilcilerinin üniversite, fakülte, enstitü ve yüksek okul yönetim organlarında temsil edilmesi,

•    YÖK’ün kaldırılarak yüksek öğretim sisteminin yeniden düzenlenmesi ve bu çalışmalarda konfederasyonların görüşünün alınması.

Genel İdari Hizmetlerin Ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında Çalışanların Görev Tanımlarının Yapılması Ve 1.3.1982 Tarihinden Sonra Memurutiye Başlayan Tüm Kamu Görevlilerinin Kamuda Geçen İşçilik Sürelerinin Kazanılmış Hak Aylıklarında Sayılması

•    Her bir kadronun görev tanımlarını yapılarak personelin yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi,

•    Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına bir defaya mahsus olmak ezere sınavsız atanmalarının sağlanması,

•    Hangi statüde olursa olsun kamuda geçen sigortalı hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilmesi

Kefalet Sandığının Tasfiye Edilerek Kesintilerin Günün Şartlarına Göre Değerlendirilerek Hak Sahiplerine İade Edilmesi

•    Konfederasyon temsilcilerince, 2489 sayılı Kanun kapsamındaki kefalet sandığı ile diğer kefalet sandıklarının tasfiyesine ilişkin olarak hazırlanmakta olan Kanun tasarısı çalışmalarında Konfederasyonların görüşlerinin alınması talep edilmektedir.

SENDİKALARIN PROTOKOLDE YER ALMALARI

SÖZLEŞMELİ PERSONELİN SOSYAL HAKLARDAN YARARLANDIRILMASI

Konfederasyon temsilcilerine, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) ve (C) bentleri kapsamında çalışan personele ali yardımı ve lojman tazminatı ödenmesi ile bunların giyecek ve yiyecek yardımlarından yararlandırılması talep edilmektedir.

KAMU GÖREVLİLERNİN DURUMLARINA UYGUN OLARAK AÇIKÖĞRETİM YOLUYLA ÖN LİSANS, LİSANS TAMAMLAMA VE LİSANS EĞİTİMİ ALMASIYLA İLGİLİ ÇALIŞMA YAPILMASI

DİĞER TALEPLER

•    18.1.1966 sayılı ve 711 sayılı Nöbetçi Memurluğu Kurulması ve Olağanüstü Hal Tatbikatlarında Mesainin 24 Saat Devamını Sağlayan kanunun yürürlükten kaldırılması, 

•    “Memur” kadrolarının 1-4 derecelerde de ihdas edilmesi,
•    Yardımcı Hizmetler Sınıfının kaldırılması ya da bu hizmet sınıfında görev yapmakta olan personele de ek gösterge verilmesi,

•    Sendika yöneticilerinden 4688 sayılı Kanunda değişiklik yapan 5198 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce aylıksız izin kullananların bu sürelerinin kazanılmış hak aylığı ve emeklilerinden değerlendirilmesi, 

•    2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesinde yer alan memnu hakların iadesi kararı alanların kamu görevlerine dönüşlerine ilişkin hükümdeki eksikliğin giderilmesi,

•    İsteğe bağlı naklen atamalar ile ilk defa yapılan atamalarda 2003 yılı öncesinde olduğu gibi harcırah verilmesinin sağlanması,

•    Parmak izi alınması veya retina taraması tespitleriyle yapılan kurum giriş ve çıkışları ile çalışma odalarındaki kameralı takip uygulamalarına son verilmesi,
 
•    Büyük yatırım projelerinde fiilen çalışanlara ödenen ilave özel hizmet tazminatı ödemesinden yararlananlar arasına tekniker ve teknisyenlerin de eklenmesi ve personel sayısını % 10’u olan sınırının % 20’ye çıkarılması, 

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI SONUCU PERSONEL SORUNLARINA İLİŞKİN TALEPLER

•    4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Kanunun 22’nci maddesine göre yapılan personel na-erinde, nakle tabi tutulan personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihlerinin yıl içinde farklılıklar göstermesi sebebiyle Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan vergi oranlarındaki artışın fark tazminatına esas tutulan ücreti düşürdüğü, bazı personelin mağdur olduğu, ayrıca yine bu sebeple Türk Telekom’da  aylıksız izinli sayılacak personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirimlerinin 2006 yılına sarkıtılarak hak kayıplarının önlenmesi taleplerinin Maliye Bakanlığınca detaylı olarak incelenerek değerlendirilmesi,

•    399 sayılı KHK’ya ekli 1 sayılı cetvele tabi olarak görev yapmakta iken 4046 sayılı Kanunun 22’nci maddesine göre nakledilen araştırmacı personelin, 3 yıllık şahsa bağlı hak uygulaması sona erdikten sonra, özellikle ek göstergeleri dikkate alındığında mali haklarının nakledilmeden önceki kadrolarına ait mali haklarının altına düşmesi sebebiyle mağdur edildikleri, bu çerçevede mağduriyetlerin giderilmesi talebi hakkında Maliye Bakanlığınca değerlendirmede  bulunulması,

•    4046 sayılı Kanunun 22’nci maddesine göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığına verilen istihdam fazlası personel belirleme yetkisinin kaldırılması ve istihdam fazlası personel belirlenirken objektif ölçütler getirilmesi taleplerine ilişkin olarak konunun Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara bir genel yazı gönderilerek, özelleştirme öncesi yapılacak istihdam fazlası personel belirlenmesinde kuruluların faaliyet gösterdikleri sektörel yapı dikkate alınarak objektif  ölçütler kullanılmasına özen gösterilmesinin talep edilmesi,  

•    4046 sayılı Kanunun 22’nci maddesine göre bildirilen personelin fark tazminatlarının belirlenmesinde esas alınan tarihin Devlet personel başkanlığına bildirim tarihi yerine ilişik kesme tarihlerinin esas alınması talebinin birinci maddede yer alan konu ile paralel değerlendirilmesi,

•    4046 sayılı Kanunun 22’nci maddesine göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığına verilen istihdam fazlası personelden ihtiyaç duyulanların özelleştirilecek başka kuruluşlarda  geçici olarak görevlendirmelerinde ilgili personelin isteğinin dikkate alınarak bu tür bir görevlendirme yapılması,

•    Sendikaların zorunlu organlarına seçimle gelen başta yönetici sözleşmeli ve geçici personele sendikal örgütlenme hakkı tanınması ile geçici personelin görev tanımlarının yapılması ve statülerinin tespiti talepleri hakkında çalışmalarda bulunulması,

•    657 sayılı Kanunun 4/B ve 4C maddesine göre istihdam  edilen sözleşmeli ve geçici personele sendikal örgütlenme hakkı tanınması ile geçici personelin görev tanımlarının yapılması ve statülerinin tespiti talepleri hakkında çalışmalarda bulunulması, 

•    TEDAŞ ve benzeri kuruluşlarda belirli süreli iş sözleşmesine göre istihdam edilen (mühendis, avukat, şef v.b.) personelin İş Kanununa tabi olmalarına  ve bunların kapsam dışı statülerinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle memur sendikalarına üye olmalarına imkan bulunmadığı,

•    Nakle tabi tutulan personelin geçmiş hizmetlerinin atandıkları kurumlarda bazı uygulamalarda (görevde yükselme, lojman kreş v.b.) değerlendirmeye alınması talebinin değerlendirmeye alınması,

•    4046 sayılı Kanunun 22’nci maddesine göre yapılan na-erde eş durumunun dikkate alınması talebinin yerine getirilmesinde idari kararlarla ilgililere yardımcı olunması.